|
İster
inanın ister inanmayın, eskiden zaman yoktu! Yaklaşık 15 milyar yıl
önce hayal edemeyeceğiniz şiddette çok büyük bir patlama oldu.
Dünyadaki tüm nükleer silahların bir anda patlamasından bile daha
büyük bir patlama gerçekleşti. İşte zaman böyle başladı.
Büyük
Patlama'dan çıkan sıcak toz bulutu evreni meydana getiren yıldızlara
ve galaksilere dönüştü. Bazı bilim adamları milyarlarca yıl sonra
evrenin tekrar büzüleceğine ve zamanın duruncaya kadar geriye doğru
işlemeye başlayacağına inanmaktadır.
Zamanı
Değerlendirelim
İnsanlar bir şeyin ne kadar sürdüğünü ölçmek için zamandan
faydalanırlar. Belki de bunun üzerinde hiç kafa yormadınız ama
zamandan her zaman faydalanırsınız. Sizin ne zaman doğduğunuz ve ne
zaman öldüğünüz gibi önemli olayları ve her gün yaşadığınız şeyler
olan uyanmak ve okula gitmek gibi eylemlerinizi gösterir.
Antik
çağlarda yılın hangi zamanında olunduğunun bilinmesi çok önemliydi.
Böylece ekinlerini ne zaman ekip biçeceklerini bilecek, soğuk kış
ayları ya da yazın sıcakları için hazırlık yapabileceklerdi. Bütün
bu işleri halletmek gerçek anlamda bir ölüm kalım meselesiydi.
Antik
çağlardaki insanlar zamanı bugün bizim yaptığımız gibi
ölçmekteydiler, yani Dünya'nın uzaydaki hareketlerinden yola
çıkarak. Güneş, Ay ve yıldızların gökyüzünde her zaman aynı şekilde
hareket ettiklerini fark ettiler. Her 29,5 günde bir dolunay
olduğunu fark ettiler ve bunu bir yılı her biri 30'ar gün olan
aylara bölmede kullandılar.
Çılgın
Takvimler
Mısırlılar Köpek Yıldızı denilen parlak bir yıldızın 365 günde bir
Güneş'in yakınında bir yerde doğduğunu fark ettiler. Bunun nedeninin
Dünya'nın Güneş etrafındaki daire şeklindeki devrini 365 günde
tamamlaması olduğunu bilmiyorlardı. Bu bilgiyi sadece düzenli zaman
tutmada kullandılar. İlk takvimi ise kaydedilen ilk tarih olan M.Ö.
4236 yılında tasarladılar.
Mısırlıların yanı sıra antik çağlardaki birçok topluluğun 29 ya da
30 günden oluşan ayların bulunduğu takvimleri vardı. Fakat büyük bir
sorun söz konusuydu. 30 günlük bir ay, bir yıl için 365 güne
eşitlenemiyordu. Bu hesapla, aylara dayanan bir yıl 360 günden
oluşuyordu. Eğer doğum gününüz için beklemekten hoşlanmıyorsanız bu
harika bir şeydir! Fakat çok geçmeden yıllar mevsimlerle uyumlu
olmadı. Yaz içinde olması gereken aylar kışa denk geldi!
Babilliler gibi umutsuzluğa kapılan bazı toplumlar mevsimlerle
ayları uyumlu hale getirebilmek için arada sırada fazladan bir gün
eklemeye başladılar. Antik Yunanlılar gibi diğerleri de fazladan
aylar eklediler.
M.Ö.
7. yüzyılda Romalılar'in 304 günü ve sadece 10 ayı olan bir
takvimleri vardı. Her iki yılda bir takvime fazladan bir ay
eklediler. İşler öyle karmaşık bir hal aldı ki her bir ayda yalnızca
üç tarihleri vardı:
-
Ayın ilk gününe
"kalends"
-
Ayın ortasına "ides"
-
İdesden önceki
dokuzuncu güne de "nones" adı verildi.
Birisine bugünlerin dışındaki bir tarihi söylemek için bu
tarihlerden geriye doğru saymanız gerekiyordu. İşler daha da
zorlaştı ki ides bazen 15. bazen 13. gün olmuştu.
Fazladan gün ve ayları eklemekten sorumlu olan kişiler işleri iyice
karıştırdılar. İktidarı daha fazla ellerinde tutabilmek için
eklemeye devam ettiler!
Sonra, M.S. 45'te İmparator Julius Caesar (Sezar okunur) ortaya
çıktı.
Caesar bir
yılda 365 gün ve bu 365 günün 12 aya bölündüğü çok daha akılcı bir
takvim olan Julian (Jülyen) takvimini yaptı. Her dört yılda bir
fazladan bir gün eklendi; çünkü bir yıl aslında 365 gün 6 saatti.
Bir yılda eğer fazladan bir gün varsa bu yıla "artık yıl" adı
verildi ve bugün bile "artık yıl" kullanılmaktadır.
Ne yazık ki
Caesar'ın doğru bir takvim yapmak için verdiği tüm çabalara rağmen
bu takvim gerçek yıl süresinden 11 dakika uzundu. Bu ilk başlarda
bir sorun gibi gözükmedi fakat 1582 yılına gelindiğinde tarihler
olması gerektiğinden 10 gün önceyi gösteriyordu.
Papa XIII.
Gregory kendisi bu sorunu çözme yolunda çok parlak bir fikir
geliştirmiştir. Bu yol takvimden 10 gün eksiltmekti! Aynı zamanda
her bir milenyumun (bin yılın) 400'e bölünebildiği sürece artık yıl
olamayacağım ortaya çıkardı. Gregory'nin yeni takvimine Gregoryan
takvimi denildi ve bugün de bu takvimi kullanıyoruz. Fakat bazı
ülkelerin bu takvimi benimsemeleri biraz uzun zaman aldı. Örneğin
İngiltere'de 1752 yılında, yani takvimin bulunmasından 200 yıl sonra
kullanılmaya başlandı. İngilizler bu tarihe kadar bu takvimin
gerisinde kalmıştı ve kökten bir müdahale gerekiyordu. Böylece
parlamento 2 Eylül'den sonraki tarihin 14 Eylül olmasına karar
verdi! (Bu nedenle birçok insan o sene doğum gününü kutlayamadı...
Zamanı
Hesaplamak
Antik
çağdaki insanlar için yılın hangi zamanında olunduğunun öğrenilmesi
önemli olmasına rağmen, günün hangi zamanında bulunduklarını bilmek
o kadar da önemli değildi. Bu iyi bir şeydi; çünkü saatler ilk icat
edildiğinde zamanı pek de doğru göstermiyorlardı.
İlk
saatler Ortadoğu'da yaklaşık 5000 yıl önce yapılmıştır. Antik
Mısırlılar günün hangi saatlerinde olduklarını öğrenmek için dört
köşeli kuleler olan dikili taşlan kullanmışlardır. Dikili taşlar
Güneş gün içerisinde gökyüzünde hareket ettikçe yer üzerinde hareket
eden gölgeler meydana getirmekteydiler. Seyahat eden işadamları için
aynı zamanda taşınabilen saatler de mevcuttu. Bu saatler hareket
ettikçe gölge yaratan bir sopanın sonundaki bir başka sopadan
ibaretti.
|
Bir zamanda
yolculuk uzmanı olun ve
ESKİ MISIRLILARIN ZAMANI NASIL ÖLÇTÜĞÜNÜ GÖRÜN |
|
GEREKEN
MALZEMELER:
Bir pusula · Üç küçük parça düz tahta · Tahta tutkalı ya da
çivi |
|
NE
YAPACAKSINIZ?
1 Tahta parçalarını şekilde görüldüğü gibi yapıştırın. 2
Güneşli bir günde pusulanızı kullanarak doğu ve batıyı
bulun. T sekline gelen tahtayı çapraz kısmı doğuyu görecek
şekilde yerleştirin. 3 Öğlene kadar her öğleden sonra çapraz
çubuğun gölgesinin düz çubuk üzerinde nereye düştüğünü
işaretleyin. 4 Öğleden sonra saati öteki tarafa çapraz çubuk
çevirin. Böylece çapraz taraf batıya baksın. 5 Her saat
gölge saatini kontrol edin. Gölge daha önce işaretlediğiniz
yerlere denk geliyor mu? |
|
NELER OLUR?
Sabah koyduğunuz işaretler kabaca bir saat farklıdır. Bu
işaretleri öğleden sonra saati ölçmekte de kullanabiliriz.
Doğunun ve batının hangi yönde olduğunu bildiğiniz sürece
her zaman taşınabilir bir saatiniz vardır. |
Mısırlılar bu gölge saatini bulduktan sonra çok zeki olduklarını
düşündüler fakat buldukları saat ile ilgili iki büyük sorun vardı!
-
Yıl boyunca
günler uzayıp kısalmaktadır ve bu nedenle yazın kullanılan
saatler kışın kullanılamamaktadır.
-
Gece saatinde
ve bulutlu bir günde saati öğrenmelerinin bir yolu yoktur.
Mısırlılar saati söylemenin başka bir yolunu bulmalıydılar. Böylece
su kullanan yeni bir saat buldular. Eğer damlayan bir musluğun sesi
sizi rahatsız ediyorsa bu saatlerden birini kullanmak istemezsiniz
herhalde.
Bu
saatlerin en basit olanları, alta yakın bir tarafında küçük
delikleri olan taştan tabaklardır. Su düzenli bir hızla damlatılır.
Su seviyesi aşağıya indikçe tabağın iç tarafındaki işaretler saatin
kaç olduğunu göstermektedir. Yalnızca her sabah saatinizi doldurmayı
unutmamanız gerekmektedir.
|
Bir zamanda
yolculuk uzmanı olun ve
BİR SU SAATİ YAPIN |
|
GEKEKEN
MALZEMELER:
Eski bir plastik sise · Bir iğne · Mumlu kil · Suyun içine
damlaması için geniş bir tabak ya da saatinizi içine
koyacağınız bir leğen |
|
NE
YAPACAKSINIZ?
1. İğneyi kullanarak, şişenin dibine yakın bir yerine küçük
bir delik acın. 2. Saatinizi çalıştırmaya hazır oluncaya
kadar bu deliği mum ile kapatın. 3. Şişeyi su ile doldurun.
4. Saati kontrol edin ve deliği açın. 5. Yarım saat sonra
sise içindeki su seviyesini kontrol edin ve bir kalemle
işaretleyin. 6. Bu yarım saatte su seviyesinin ne kadar
azaldığını işaretlerken sise içindeki deliği kapatın. Daha
sonra diğer yarım saatleri ölçmek için aynı uzaklıkta başka
işaretler koyun. 7. Saati tekrar başlatın ve her saatte bir
ya da yarım saatte bir kontrol edin. Saat ne kadar doğru? |
Saat
Tutmak
Su
saatleri ortalığı biraz kirletmelerine rağmen oldukça doğruydular.
Binlerce yıl saatin öğrenilmesinde en popüler yol olarak kullanıldı.
Büyük bilim adamı Archimedes'in bile suyla çalışan bir çalar saati
vardı.
Yüzyıllar geçtikçe, üzerinde ne kadar yandıklarını gösteren
işaretler olan mumlar ve büyük yumurta saatleri gibi zamanı ölçme
yolları denenmiştir. Fakat bu saatlerden hiçbiri bize saatin tam
olarak kaç olduğunu söyleyememişlerdir. Daha sonra Galileo Galilei
inanılmaz bir icat yapmıştır.
Sallanan saniyeler İtalya, 1582
Pazar
ayininde bir katedralde Galileo. Canı çok sıkılmış ve hayal kuruyor.
Tavana bakıyor ve kandillerden birinin ileri geri sallandığını
görüyor. İzlerken bir şeyin farkına varıyor. Kandilin ileri geri
sallanması her zaman aynı sürede gerçekleşiyor!
Galileo çok heyecanlanır, eve gider ve uzun iplerin ucuna bağladığı
ağırlıklarla bunu dener. Haklıdır; ağırlığın sallanması her zaman
aynı süreyi almaktadır. Sarkacı bulmuştur! Bunun zamanı ölçmenin iyi
bir yolu olacağını düşünür.
Ne
yazık ki bu sarkacın saat yapımında kullanılması için çalışamaz
çünkü uzayla ilgilenmeye baslar; onun için büyük bir hata! Çok güçlü
bir teleskop icat eder ve Dünya'nın Güneş etrafında döndüğünü bulur.
Bu fikir 1530 yılında bir uzay bilimci olan Copernicus, tarafından
zaten söylenmiş ve bu fikirle dalga geçilmiştir. Simdi de
Galileo'nun bu fikirlerine gülünmektedir.
Fakat
Galileo haklı olduğunu biliyordu ve yeni fikirleri hakkında bir
kitap yazdı. Bu kitap onun basını çok kereler belaya sokmuştur,
İtalya oldukça dindar bir ülkeydi ve Güneş Dünya'nın etrafında
dönmeliydi çünkü Tanrı Dünya'yı özellikle bizim için yaratmıştı.
Galileo'ya bir bas belası olduğu ve Dünya'nın Güneş etrafında
döndüğü ya da benzeri şeyleri unutması gerektiği söylendi!
Galileo yıllarca ağzını kapalı tutmayı başarır. Daha sonra,
karmaşanın bittiğini düşündüğünde yeni bir kitap yazar. Bu kitabı en
çok satanlar listesine girer ve daha sonra tutuklanır! Güneş'in
güneş sisteminin merkezi olduğunu söyleme cesaretini gösterme
suçundan mahkemeye verilir ve suçlu bulunur. Hayatının geri kalan
kısmını evde tutuklu geçirme cezası alır.Bu nedenle sarkaç
kullanılan ilk doğru saatler 1600'lü yıllara kadar icat
edilememiştir.
|
Bir zamanda
yolculuk uzmanı olun ve
ZAMANI ÖLÇMEK İÇİN BİR SARKAÇ KULLANIN |
|
GEREKEN
MALZEMELER:
Bir dijital saat ya da saniye ölçer saat · Uzun bir parça
tel ya da ayakkabı bağı · Bir parça mum gibi bir ağırlık |
|
NE
YAPACAKSINIZ?
1 Ağırlığı bir parça tele ve öteki ucundan da bir askıya
bağlayın. 2 Sarkacı geriye doğru çekin ve bırakın. Sarkacın
10 kere ileri geri sallanmasında gecen süreyi tutun. 3
Sarkacı durdurun ve tekrar sallandırın. Yine 10 sallanmada
gecen süreyi tutun. |
|
NELER OLUR?
Sallanmalar küçük olduğu sürece sarkaç 10 sallanmayı aynı
sürede gerçekleştirir. Bunu değiştirmenin tek yolu ipi uzun
ya da kısa yapmaktır. (Deneyin ve görün). |
1656
yılında ilk doğru saatler Hollandalı bilim adamı Christian Huygens
tarafından icat dilmiştir. Sarkacın sürekli hareket etmesi için bir
motor kullanan Huygens'in yaptığı ilk saatler zamanı günde bir
dakika sapma vererek gösteriyordu. Daha sonra gelişme kaydetti ve
günde 10 saniye sapma gösteren saatler yaptı. Sarkaçlı saatlerin,
zamanın söylenmesi açısından oldukça faydalı olmalarına rağmen çok
büyük bir eksiklikleri vardı, o da yanınızda taşımanız için biraz
büyükçe olmalarıydı.
Şans
eseri iki yıl sonra Robert Hooke saatlere güç sağlamanın bir başka
yolunu buldu, böylece saatler daha küçük oldu hatta kol saati olarak
taşınabildi. Bu bir yaylı saatti e bugün bile birçok saat böyle
çalışmaktadır.
Duvar
ya da kol saati içinde yavaşça açılan küçük ve yuvarlak bir yay
vardır. Bu da akrep ve yelkovanı döndürmek için saat içinde diğer
çarklarla birleşen çarka güç verir. Zekice! (Fakat eğer kurmayı
unutursanız hiçbir işe yaramaz). Bu saatler kuvars saatlerin icat
edildiği 1930’lu yıllara kadar kullanılan en doğru saatlerdir.
Kuvars gerçekten ilginç bir şey yapan bir kristaldir.
Kuvars saatler çalışmaktaydı çünkü içindeki kuvars kristali bir
elektrik devresinin parçasıydı. Elektrik akımı kristale aktıkça
titrer ve saatin ekranım çalıştırmak için ir elektrik sinyali
çıkarır.
Kuvars saatler çok doğrudur fakat bugün sahip olduğumuz saatlerin,
örneğin atom sezyum saatlerinin zamanı ölçtükleri kadar doğru
değildirler. Atom sezyum saatleri bir yılda saniyenin milyonda biri
kadar sapma gösterirler.
Sezyum bir elementtir. İçindeki atomlar (yapı taşları) onlara çarpan
ışınları alır ve ir kısmını belli bir oranda dışarı verir. Bu
radyasyon alma ve verme olayına rezonans çınlama) denir. Tüm
evrendeki her sezyum atomu aynı oranda rezonans yapar ve bu hiç
değişmez. Bir saniye, bir sezyum atomunun tam olarak 9,192,631,770
kere rezonans yapmasına kadar süredir!
1967
yılında Dünya sezyumu resmi saat olarak kabul etti ve dünyadaki tüm
saatler bir atom sezyum saatine göre ayarlandı. Bunu yapmamız iyi
oldu çünkü saati, Dünya'nın dönmesiyle ölçmemizden daha iyi bir
şekilde söylemektedir. Bunun nedeni de Dünya'nın her gün kendi
etrafında dönüşünün birbirinden biraz farklı olmasıdır. Siz bunu
fark etmezsiniz; çünkü bir gün, kendisinden önceki ya da sonraki
günden saniyenin binde biri kadar uzun ya da kısadır.
Sezyum atomları ve Dünya bazen zamanı farklı ölçerler, artık
saniyeler eklenir. Eğer radyoyu dinlerseniz bazen artık saniyenin
eklendiğini duyarsınız. Haberlerden önce bip esleri duyulur ve bazen
de fazladan bir bip duyarsınız. Bu artık saniyedir.
|