|
Elektriğin hızını merak ediyor musunuz? Mesela Türkiye’den
Amerika’ya bir kablo çeksek fişi prize taktığımızda karşıdaki lamba
ne kadar süre sonra yanar?
Güzel bir soru. Keban barajından çıkan iletim hattına elektrik
verildiğinde, Ankara’daki şebekeye bağlı bir lamba ne kadar süre
sonra yanar?
Diyelim ki elektronları 240KV’luk bir gerilim üzerinden
pompalıyoruz. Elektronların yolda hiçbir kazaya uğramadıklarını ve
sürekli olarak ivmelendirilip hız kazandıklarını varsayalım.
Bildiğimiz gibi, gerilim V, elektrostatik potansiyel enerjinin
ölçüsü. V gerilimi üzerinden geçen q yükü, qV kadar kinetik enerji
kazanıyor. Dolayısıyla belli bir gerilim verildiğinde, elektronların
ulaşabileceği hız açısından uzaklık önemli değil. Çünkü uzaklık l
artarsa, elektrik alanı (E=V/l) ve yük üzerindeki kuvvet (qE)
azalıyor. Fakat buna karşılık ivmelenme mesafesi arttığından; sonuç
olarak aynı gerilim V üzerinden geçirilen yük, ivmelendirme mesafesi
ne olursa olsun, aynı miktarda kinetik enerji kazanıyor. Elektronun
yükü 1.6x10-19 Coulomb olduğuna göre, 2.4x105
V üzerinden ivmelendirildiğinde; 1.6x2.4x10-14 joule
kinetik enerji kazanır. Kütlesi 9.11x10-31 kg olduğuna
göre, hızının karesi KE=mv2/2 ilişkisinden, v2=
(2x1.6x2.4)x10-14/(9.11x10-31)=8.43x10+16
(m/s)2, buradan da hızı v=2.9x108 m/s olarak
hesaplanabilir. Gerçi biz hesabımızı relativistik olarak yapmayıp,
klasik mekaniği kullanmakla yetindik. Ama demek ki, yolda hiçbir
kazaya uğramamak kaydıyla, elektronlar ışık hızının onda biri gibi
hızlara ulaşabiliyor.
Halbuki sizin sorunuz, elektronların lambaya ne kadar zamanda
ulaşabilecekleri ile ilgiliydi. Yine elektronların serbestçe ve
sürekli hızlanabildiklerini varsayarsak, bunu hesaplamak da kolay.
Çünkü, eğer l mesafesi üzerinde V gerilimi varsa, elektrik alan
şiddeti E=V/l olur. Elektronun yolu üzerindeki olası diğer
kuvvetleri göz ardı edersek, üzerindeki elektrik kuvveti F=e.E
olarak sabit kalır. Bu da ivmesinin sabit ve a=F/m=eE/m=e.V/(l.m)
olduğu anlamına gelir. Diyelim ki elektrik, Keban’dan Ankara’ya
1000km’lik, yani 106 m’lik bir hatla iletiliyor. O halde,
elektronun kütlesinin 9.11x10-31 kg olduğunu da
anımsayarak, bu ivmeyi;
a=e.V/(l.m)=1.6x10-19 x 2.4 x 105 / (106
x 9.11 x 10-31) = 4.2 x 1010 m/s2
olarak hesaplamak mümkün.
Öte yandan, yolculuğuna sıfır hızla başlayan bir elektronun, bu
sabit ivmeyle l yolunu kat edebileceği zaman, l = (1/2).a.t2
eşitliğinden çözülebilir. Yani;
t2 = 2.l/a = 2x106 / (4.2x1010) =
0.476x10-4 veya t=6.9x10-3 saniye olur. Birkaç
milisaniye...
Fakat elektronlar, sıradan iletken bir maddenin içerisinde sürekli
olarak hızlanamazlar. Yolları üzerindeki atomların yörünge
elektronlarıyla çarpışarak yön değiştirir, hatta geri dahi
yansıtılırlar. Dolayısıyla, adeta dura kalka hareket ederler ve
iletkenin akıma karşı direncini oluşturan da bu çarpışmalardır
zaten. Sonuç olarak gerçekleşen ortalama hıza, sürüklenme (‘drift’)
hızı denir. Bu hızın değeri, kesintisiz ivmelenme hali için yukarıda
hesaplamış olduğumuz hızdan çok daha düşüktür. Örneğin, iletken
metalin kristal yapısını oluşturan atomlar arasındaki mesafenin,
atomun yarıçapı düzeyinde, yani örneğin d=10-10 metre
olduğunu ve elektronların, her çarpışma sonrasında durup, 240kV’luk
gerilim altında tabi olacakları a= 4.2x1010 m/s2’lik
ivmeyle yeniden hızlanmaya başladıklarını varsayalım. Bir sonraki
çarpışmaya kadarki d mesafesini kat edecekleri süre, d=(1/2)at2
ifadesinden;
t2 = 2d/a=2x10-10/4.2x1010=0.476x10-20
veya t=6.9x10-9 saniye olarak hesaplanabilir.
Bu süre sonunda kazanmış olacakları hız, v=a.t=4.2x1010x6.9x10-9=290
m/s olur. Bir önceki çarpışmanın ardından sıfır hızla başlamış
olduklarına göre, ortalama hız bunun yarısı, yani 145 m/s kadar
olur. Diyelim yaklaşık 100 m/s...
Bu durumda, elektronların Keban’dan kalkıp Ankara’ya varmaları için
gereken süre; doğrusal gerilim uygulandığı ve doğrusal akımın söz
konusu olduğu varsayımıyla; 106m/(100m/s)=10,000 s olur.
Yani, yolda ihtiyaç molası vermemiş olduklarını da varsayarsak,
yaklaşık 3 saati bulur. Olacak şey mi?...
Değil tabii. Aslında, Ankara’daki lambanın yanması için, Keban’dan
kalkan elektronun Ankara’ya ulaşması gerekmez. Çünkü iki nokta
arasında metal bir iletken, yani bir tel bulunuyor ve elektrik
akımını oluşturan elektronlar, metal telin kristal yapısının
içerisinde, her tarafında varlar. Bu durumda teli, bir ucu musluğa
bağlı olan bir hortuma benzetmek mümkün. Diyelim hortumun uzunluğu
100 metre ve musluk açıldığında akan suyun hızı 1 m/s. Soru şu: Su,
musluk açıldıktan ne kadar sonra hortumun diğer ucundan dışarı
çıkar?... Hortumun içi başlangıçta boş idiyse, tabii ki 100/1=100
saniye sonra. Fakat eğer hortumun içi zaten su dolu idiyse, çok çok
daha kısa sürede... Çünkü musluktan ilk çıkan su molekülleri, hemen
öndeki molekülleri itekler. Onlar öndekileri, onlar da
önlerindekileri, derken; hortumun açık ucundaki su molekülleri
dışarı fırlar. Halbuki musluktan ilk çıkmış olan moleküller hala
yoldadırlar. Serbest uçtan su akmaya devam eder ve ancak 100 saniye
sonradır ki; musluktan ilk çıkan su molekülleri, serbest uca ulaşıp,
dışarı çıkarlar. Bundan sonra serbest uçtan, musluktan gelmiş olan
su akacaktır. Keban’dan yola çıkan elektronların da yaptığı buna
benzer: Öndekileri, onlar öndekileri itekler ve çok kısa bir süre
içerisinde, Ankara’da lambanın girişine yakın elektronlar, lamba
sarımları üzerinde dolaşmaya başlarlar. Bu hız, en başta hesaplamış
olduğumuz ışık hızının onda biri düzeyindeki hızlara yakındır.
Sanırım görmüşsünüzdür: Birer ucuna birer bilye bağlı olan, diğer
uçları düz bir çubuğa bağlı bulunan ipler düşünelim. Bunlar çubuk
üzerinde öyle dizilmiş olsunlar ki, bilyeler birbirlerine değiyor
olsun. Şimdi bir uçtaki bilyeyi kaldırıp bırakırsak, bu bilye gidip
ikinci bilyeye çarpar. Aradaki bilyeler yerlerinden oynayamaz ve
diğer uçtaki bilye, hemen anında yerinden fırlar. Halbuki, ipe bağlı
tek bir bilye olsa ve bunu çekip bıraksak, yani bir sarkaç yapsak;
bilye bir uçtan diğer uca, çok daha uzun sürede gider. İncelediğimiz
durum, atom veya molekül düzeyinde, aynı buna benzer. Bir nokta açık
kaldı: Biz doğru gerilim ve doğru akım varsaymıştık. Halbuki
Keban’dan Ankara’ya elektriği alternatif akımla iletiyoruz. Frekansı
da 60 Hertz. Yani gerilimin veya akımın yönü saniyede 60 kere
değişiyor. Ne olacak şimdi?...
1/60 saniye içerisinde elektronlar, 240kV gerilim için yukarıda
hesaplamış olduğumuz, 100 m/s’lik ‘sürüklenme hızı’ ile, yaklaşık
olarak 100/60=1.66 metre kadar yol kat ederler. Sonra ters yönde,
sonra o yönün tersinde vs, salınıp dururlar ve Ankara’ya asla
ulaşamazlar. Ama iletkenin yapısını dolduran elektronların da,
iletken boyunca aynı şekilde, ileri geri dans etmesini sağlarlar.
İletkenin Ankara ucundaki elektronlar da aynı şeyi yapmak zorunda
kalacak ve lambanın direnç sarımları üzerinde dans ederek lambayı
yakacaklardır. |